Zübeyde Hanım’ın Vahdeddin’e ve izinden gidenlere büyük bedduası!


Ulu Önderimiz Atatürk’ün Annesi Zübeyde Hanım inancına samimiyeti ile bilinir. Doğurduğu ve yetiştirdiği Mustafa Kemal Atatürk’ün uğradığı haksızlıklara karşı büyük bir hıncı ve bedduaları vardır.

Türk yurdunun işgaline karşı büyük İstiklal Savaşını başlatan ve yürüten oğluna karşı dönemin Osmanlı padişahı Vahdettin tarafından yayınlanan idam fermanları sonunda, Vahdettin’in vatan topraklarından kaçması ve feci, acınası bir hayatla yok olmasına kadar sürmüştür.

ATATÜRK Vahdeddin’i anlatıyor…

Vahdeddin’i Türk Milletinin onurunu yok etmek isteyen biri olarak tanımlayan Atatürk, notlarında şunları kaleme alıyor: “Osmanoğullarının 36. ve sonuncu padişahı Vahdeddin’in saltanatı döneminde millet en derin esaret çukurunun önüne getiriliyor. Binlerce yıldan beri bağımsızlık kavramının seçkin örneği olan Türk milleti, bir tekme ile bu çukurun içine yuvarlanmak isteniyor. Fakat bu tekmeyi vurdurmak için bilinçsiz bir hain gerekliydi. Nasıl ki yasal olarak ölüm cezasına çarptırılanların bile ipini çekmek için duygularından arınmış bir yaratık aranır. Ölüm kararını verenlerin böyle aşağılık bir araca ihtiyaçları vardır. O kim olabilirdi? Ne yazık ki bu milletin hükümdar, sultan, padişah, halife diye başında bulundurduğu Vahdeddin… O, bu davranışıyla kendini öldürdü.”

Osmanoğullarının 36. ve sonuncu padişahı Vahdeddin, İstiklal Savaşını başlatan Kuvay-ı Milliye ve Atatürk hakkında İdam fermanı yayınladı ve sürünerek öldü.

Bugünlerde Vahdeddin’e ve izinden gidenler Kadir Mısıroğlu ve benzerleri de sürünerek yok olmaktadır.

İşte o alçak ferman :

Padişah İdam Fermanıdır;

Kuvay-ı Milliye ile fitne,fesat, Anayasaya aykırı asker toplamak…

Selanikli Mustafa Kemal Efendi,Kara Vasıf…

PADİŞAH BUYRUĞU

Mehmet Vahidüddin

ONAY

“Kuvayı Milliye adı altında çıkardıkları fitne ve fesatla, anayasaya aykırı olarak halktan zorla para toplamak, asker almak, bunun aksine hareket edenlere işkence ve eziyet ederek şehirleri yakıp yıkmaya kalkışmak suretiyle iç güvenliği bozanların tertipçisi oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan, Üçüncü Ordu Müfettişliğinden alınarak askerlik mesleğinden çıkartılmış bulunan Selanikli Mustafa Kemal Efendi, Eski yirmi yedinci fırka kumandanı miralaylıktan emekli İstanbullu Kara Vasıf Bey, Eski yirminci kolordu kumandanı Mirliva Salacaklı Fuat Paşa ile Eski Vaşington elçisi ve Ankara milletvekili Midillili Alfred Rüstem ve sıhhiye eski müdürü İstanbullu Doktor Adnan Bey ile Üniversite Batı Edebiyatı eski öğretmeni Halide Edip Hanımın, ayrıntıları 11 Mayıs 1336 (1920) tarihli ve 20 numaralı karar tutanağında yazılı olduğu üzre, Mülkiye Ceza Kanunu’nun kırk beşinci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle elli beşinci maddesinin dördüncü fıkrası ve elli altıncı maddesi uyarınca, sahip oldukları askeri ve mülki rütbe ve nişanlarla, her türlü resmi ünvanlarının kaldırılmasına ve idamlarına, halen firarda bulunmaları dolayısıyla kanun hükümleri gereğince mallarının haczedilerek, usulüne göre idare ettirilmesine dair İstanbul bir numaralı sıkıyönetim mahkemesi tarafından gıyaben verilen hüküm ve karar, ele geçirildiklerinde tekrar yargılanmak üzere tasdik edilmiştir.

Bu Padişah Buyruğu’nu yürütmeye Harbiye Nazırı görevlisidir.

24 Mayıs 1336 (1920)
Sadrazam ve Harbiye Nazırı Vekili

Fikret KARACA / AJANSTÜRK

Beğendiysen arkadaşlarına duyur...