Dava Adamı Kemal ÇAPRAZ


(Aramızdan ayrılalı 11 yıl oldu ama yaşayışı, fikirleri ve örnek kişiliği ile Ülkücü Hareketin vitrin yüzlerinden birisi olarak unutulmayacak bir şahsiyet olarak Bozkurt Kemal hep aramızda olacak.

Aşağıdaki yazıyı Kemal Çapraz’ı kaybettiğimiz zamanlarda yazmıştım. Yeni nesil Türk Milliyetçilerinin de böyle bir değerimizi bilmesi için yeniden gündeme getirdim. Bayrak gibi yaşadın ve bayrak gibi gittin.Ruhun şad olsun Bozkurt.)

Ömrünü Türk Ülküsüne adayan bir Ulu bir çınarımız, yürekleri yakarak ebediyete göçtü. Kemal ÇAPRAZ’ ı kelimelere, yazılara, mısralara sığdırmak çok zor. Artık O’nun Ülküsü, mücadele azmi, çizgisi ve hayatı bilhassa yeni kuşaklar için örnek olacaktır.

Duyduğum andan itibaren bütün dostlar gibi bende şok oldum. Gözümün önünden şerit gibi İstanbul yılları, öğrencilik hayatım ve Kemal ÇAPRAZ’lı anlar geçti.

1985 yılında İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’nu kazanıp, Kayseri’den İstanbul’a gelince ilk anda şaşkınlığa uğramıştım. Daha önce görmediğim türden insanlar, garip bir şehir ve liseyi yeni bitirmiş, Türkçülük şuuru ile yetişen, Dadaloğlu’nun torunu, Avşar Türkmeni birisi olarak, bu ortam bana göre değil diyordum. İkinci gün Kayseri’den ve İktisat Fakültesi’nde okuyan Sait YAKUT, beni Kemal ÇAPRAZ’la tanıştırınca, bu endişelerimin yersiz olduğunu anladım. Öyle güzel bir arkadaşlık kurmuşlar ki, bütün arkadaşlara hemen ısındım. Aradığım ortamı bulmuştum.

O yıllar 12 Eylül’ün izlerinin devam ettiği, imkânsızlıklarla dolu, Türk Milliyetçilerinin hapis veya sürgünlerde olduğu anlar. Böyle bir ortamda Basın Yayın YO’da bir kaç arkadaş, sol örgütlerin kalabalık ve etkin olduğu bir ortamda her şeye rağmen varız diyor ve varlıklarını her yerde hissettiriyorlardı. Kemal ÇAPRAZ’ın öncülüğünde bir araya gelerek bu güzel ortamda birbirimizi tanıyor ve eğitim çalışmaları yapıyorduk. İlk eğitimiz, eskiden beri Türk Milliyetçilerinin uğrak yeri Küllük denilen yerde oldu. İlk konumuz ise Milliyetçi Hareket ve Metot Meselesi’ydi. Nevzat KÖSEOĞLU’ nun Kitap Şuuru’ndaki bu kısım okunduktan sonra Kemal Ağabey; “Milliyetçi Hareketin bir aksiyoner hareket” olduğunu uzunca örneklerle anlatıyordu. 

Milliyetçi düşünce ile büyümüş, daha ilkokul yıllarında ATSIZ’ın Bozkurtlar’ı, bilahare davanın bütün eserlerini okumuş birisi olarak büyük bir bilgi birikimim olduğunu zannediyordum. Lise yıllarında ise biraz da arkadaş ortamı ile serseri tipine bürünen birisi halindeyken, bu güzel arkadaşlık ortamıyla artık, dava ve yaşanan hayatın aynı olması gerektiğini, canlı örneğim olan Kemal Ağabeyim ile gördüm. Genelde Yunus misali, ama yeri gelince de Yavuz gibi, Alplik ve Erenliği birleştiren dava adamı dediğimiz örnek birisi ile olmaktan ben ve diğer arkadaşlarım çok şey öğrendik. Türk Milliyetçiliği fikrini düşünceden aksiyona getirecek kadroların yetişmesinde, Dündar TAŞER, Galip ERDEM, Fethi GEMUHLUOĞLU gibi ölümsüzler yanında, Kemal ÇAPRAZ’da yaşayanlar arasında ilk akla gelecek isimlerden birisiydi.

Güzel bir ortam yakalamıştık ve her ortamda beraber oluyorduk. Genelde Rahmetli Ahmet KABAKLI’nın Türk Edebiyatı Vakfı, Kubbealtı, Aydınlar Ocağı gibi yerlerde, konferanslarda, okuduğum ve ismen bildiğim birçok insanı dinleme ve tanıma imkânı da buluyordum. Yeni Birlik Dergisi’nde, kapandıktan sonra da, Bizim Ocak Dergisi Temsilciliğinde arkadaşlarla bir araya gelir ve Türkiye’nin meselelerine kafa yorardık. Bazen de bizleri ekip halinde Tuzla’daki evlerinde etli etmek yemeye davet ederdi. (tadı hala damaklarımdadır. Bu vesile ile ailesine, güzel insanlara saygılarımı sunuyorum) Yine her yıl farklı bir yere gittiğimiz gezilerimiz ve iftarlarımız da bizleri birbirimize yaklaştıran önemli etkinliklerimizdi. 

Kemal Ağabey bizlere öyle bir ortam hazırlamıştı ki, bizler ve sonrakilerde bunu aynen devam ettirdi. Ama her zaman, danışıp fikrini aldığımız bir ağabeyimiz vardı. Türkiye Gazetesinde işe başladıktan sonrada hep yanımızdaydı ve hiçbir zaman Basın Yayın gençlerini yalnız bırakmadı, dostlarını hiç unutmadı ve Ufuk Ötesi Gazetesi ile davaya hizmetine aynı heyecanla devam etti. 

Geçen yıl İstanbul’da Ufuk ötesi’nde Basın Yayın teşkilatı ile yıllar sonra yine bir araya geldiğimizde gördüğüm şey, aradan yıllar geçmesine rağmen bütün arkadaşların hala aynı düşünüyor olması da bizim, Basın Yayın Grubunun farklı bir özelliğinin olmasındandır. O gün bir kaç saat sohbet sonrası,Kemal Ağabey teşkilatların birisinde konferansa gitmiş, Ufuk Ötesi’nde bizler sohbetimize devam etmiştik.

Kemal ÇAPRAZ, Nerde Türk varsa orasını mekan edinen, Türk Dünyası aşığı birisiydi. Bunu yaptıkları ve eserleriyle de göstermiştir.Kemal Ağabeyin Türk Dünyası ile ilgili yaptığı çalışmaları, dilde fikirde ve işte birlik düşüncesi hakimdi. Sanırım 1990 öncesiydi. Türkiye-SSCB futbol maçı Kırım Akmescit’te (Simferepol) oynanacaktı. Kemal Ağabey, maçı takip eden gazeteciler arasında Kırım’a gitti ve birkaç saat kaldı. Mustafa CEMİLOĞLU ve Kırım Türklerinin hayatlarını görüp, fotoğraflarla Türkiye Gazetesinde yazı dizisi haline getirerek dünya gündemine Kırım’ı getirdi. 6 saat durup 6 günlük yazı dizisi hazırlamayı ancak Kemal ÇAPRAZ gibi birisi yapabilir. Daha sonra da yüksek lisans tezi olarak da Kırım Basınını incelemişti. 

Temmuz ayında doğum günü için sürpriz hazırlayan Ufuk Ötesi camiasının istediği yazıda bunları anlatmıştım. Kemal ağabey her zamanki mütevazı tavrıyla teşekkür etmişti bana. Yüz yüze olmasa da bazen iletişim fakülteli grubumuzla sanal toplantılar yapar ve Türkiye ve Türk Milliyetçileri için kafa yorardık.

10 yıl önceydi sanırım. Bozkurt araştırmalarında, bana orijinal bir şeyler var mı diye sorduğunda, gönderdiğim ve ilk defa gördüğü, 1700 lü yıllardaki İran Horasan Avşarlarının Bozkurt’lu armasını görünce, verdiği sevinç tepkisini de hiç unutmam. 

Son olarak geçen hafta içinde görüşmüştüm. Avşarelleri Dergimizde Dilaver Cebeci ile ilgili yazısının yayınlandığını söyleyince, ziyadesiyle memnun olduğunu ifade etmiş, dergiden bir kaç adet istediğini ve Dilaver Cebeci’nin ailesine de vereceğini belirtmişti. Daha önce de kendisine ait bütün yazılarının Avşarelleri dergimizde yayınlanabileceğiyle ilgili toptan bir izin vermişti.Adnan Menderes KAYA’nın Avşar Türkmenleri kitabının yeni baskısını yapma imkanının olup olmadığını sorduğumda, Ufuk Ötesi Yayınlarında baskı imkanının olmadığını, fakat dağıtımında yardımcı olacağını ifade etmişti. 

Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf HALAÇOĞLU’nun görevden alındığı anlarda, beni aramış ve bilgiler istemişti. Bazı bilgiler vermiş ve “Ermenileri Sevindiren Bir Karar” yazısını İnternethaber’de girmiş ve konuyla ilgili ilk yazıyı yazmak ta Kemal Ağabeye nasip olmuştu. 

Kemal Ağabeyi yazılarla anlatmak yetmez. Onla beraber olmak, geçmişte veya gelecekte bir şeyler paylaşmak ve bir dava adamı nasıl olur görmek gerekiyordu. 

Şahsiyeti, bilgisi, donanımı, aksiyonu ile Türk Milliyetçilerinin sesi olabilecek Kemal ÇAPRAZ Ağabeyimi, çok şeyler yapabileceği TBMM çatısı altında görmek nasip olmadı. 

Yiğit Bozkurt. Gerçekte Tuzla’da olsan da Türk Dünyasının kalbine gömülüyorsun. Sen Altaylarda, Tanrı dağlarında,Orkun’da, Oğuzhan’la, Kür Şad’la ve atalarımızla berabersin artık. 

Türklük Ülkün ve yeşerttiğin fidanlar seni unutmayacak.

Ruhun şad olsun, Allah mekanını cennet etsin.

Memduh YAĞMUR / AJANSTÜRK

Beğendiysen arkadaşlarına duyur...